Bodrum Masalı “Başka Bir Yaşam Mümkün mü?”

Bodrum Masalı dosyası açılıyor. İlk yazımı en can alıcı noktasında bıraktığımı biliyorum, bu yüzden doğrudan söze gireceğim. Öncelikle bu yazıyı Kumbahçe’de, deniz kenarında, Kale’ye karşı nefis bir manzarada, insanların denize girmeye başladığı sıcacık bir mayıs günü yazdığımı belirtmek isterim. Fakat ben bir turist değilim.  🙂

Moda dahisi Karl Lagerfeld’in; “Sadece mesleki, profesyonel amaçlarla gezerim, ben turist değilim…” sözünün beni de özetlediğini söyleyebilirim.

Daha önceki yazımda iş gereği Avrupa’da ve bilhassa Türkiye’de çok gezmiş bir insan olarak Bodrum’dan bildirdiğimi belirtmiştim. Ve bir turist gözüyle değil, bizzat yaşayan, deneyimleyen, çalışma ortamını, sosyal hayatını, havasını, suyunu, doğasını soluyan bir insan olarak artılarını, eksilerini gözlemlerime dayanarak madde madde, objektif şekilde yazımın bu bölümünde anlatmaya çalışacağım.

Eğlence, Sosyal Yaşam, Sağlık, Eğitim

-Dışarıda eğlenmeyi sevenler için ekimden itibaren eğlence (gece) hayatına dair seçenekler daralmakla birlikte lounge, bistro, cafe, rock bar vb her zevke uygun mekanlar kış aylarında da açık.

-Modern sinema salonları, lüks spor merkezleri, dans, müzik, resim gibi hobi atölyeleri ve reiki, yoga gibi spiritüel & kişisel gelişim atölyeleri mevcut. Yani Bodrum da büyükşehirlerden farklı değil; yok yok…

-Yaz aylarında doğal olarak çok kozmopolit bir yapısı var Bodrum’un ancak yerleşik yaşama bakınca Bodrum’da yaşayan herkesin ruhuna bir şekilde sinen huzur ve dinginlik duygusu güleryüz ve samimiyet olarak sosyal ilişkilere de yansıyor.

-Türkiye’de görmeyi en çok arzuladığım manzaralardan biri de sokak hayvanlarına sevgi ve saygı olduğu için yazmadan geçemeyeceğim. Burası Türkiye ortalamasına nazaran iyi seviyede. Bodrum’un esnafı da, Bodrum’da yaşayanlar da mamayı suyu kapılarından eksik etmiyor, sağolsunlar. Her yerde vicdanlı insanlara denk gelebiliyorsunuz. Tek sıkıntımız; yazın tatilcilerin geçici bir heves ile aldıkları canlıları evlerine dönerken terk etmeleri. Maalesef sokaklar cins cins kedi ve köpekler ile doldu.

-Bodrum’a 150 yataklı modern, donanımlı, yepyeni büyük bir devlet hastanesi yapılıyor. Aralık ayından beri inşaat çalışmaları devam ediyor. Sağlık ocakları, tıp merkezleri ve halihazırda ünlü marka özel hastaneler ve konusunda uzman doktorlar yarımadada hizmet vermeye devam ediyor.

-Devlet okullarının yanı sıra Türkiye’nin ünlü kolejleri eğitim alternatiflerini arttırıyor. Anaokulu, edüt merkezi, yabancı dil kursları ve hobi kursları da yarımadanın her noktasında ulaşılabilir durumda.

İşler, Güçler, Ekonomi

” Bodrum’da ne iş yapılır? ” diye buraya yerleşmeyi düşünen genç ve ortayaş kesim bilhassa soruyor…

-Son yıllarda sadece Bodrum değil Türkiye genelinde turizmde yaşanan malum gerilemeyi bir yana koyarsak Bodrum bir tatil cenneti olduğu için yine de öncelikli olarak turizmden bahsedebiliriz. Oteller, pansiyonlar, acentalar, yeme-içme, araç kiralama firmaları, yatçılık, tur şirketleri başı çekiyor.

(Buradaki tek uyarım turizm sezonunun yaz aylarından ibaret olduğunu hep aklınızın bir köşesinde tutmanız.)

-Ve tabi ki; inşaat ve bağlı sektörleri…

Benim de içinde bulunduğum bu sektör Türkiye genelinde olduğu gibi Bodrum’un da parlayan yıldızı… İnşaat projeleri, profesyonel gayrimenkul danışmanlık firmaları, yerel emlakçılar, yapı marketler, mobilya ve dekorasyon işi yaz-kış revaçta.

-Yeme-içme sektörünü az önce turizmle bağlantılı olarak saymıştım fakat yarımadada restaurant, lokanta, meyhane, balıkçı, cafe vb. sayısı o kadar fazla ki; hani “Güneye yerleşip salaş bir mekan açayım, minik bir cafe açayım, geçinir giderim” diye hayal kuran varsa rakiplerin arasından sıyrılmak için fark yaratmak zorunda.

Yukarıdaki iş kollarıyla dolaylı veya doğrudan ilgili olan bir mesleğiniz varsa işinizi Bodrum’da yapmaya devam edebilirsiniz. Çünkü diğer sektörlerle ilgili pek fazla seçenek yok. Butik düşünmeniz gerekecek.

Kendi işinizi kurmak istiyorsanız henüz Bodrum franchise’ı alınmamış markaları araştırabilirsiniz zira çoğu marka Bodrum pazarına girmeye devam ediyor.

-Önceki yazımda ev kiralarının Türkiye endeksine göre oldukça yüksek olduğunu, İstanbul’dan hallice olduğunu yazmıştım. Bütçeniz kısıtlıysa en büyük şikayetiniz bu konuda olacak.

Ev sahibi olmak isterseniz başka. Yarımadanın her köşesinde bütçenize uygun seçenekler bulma şansınız var.

-İkinci şikayetiniz kış aylarında elektrik faturası olacak. Bodrum’un yöresel ısınma yöntemi her odaya 1 klima şeklinde 🙂

(Ek bilgi: Kışın yağış çok olduğu için rutubetten de şikayet ediyor olacaksınız; Bodrum’da ev arayanların ilk baktığı yer duvar ve tavan köşeleri oluyor.)

-Ulaşım konusunda yılın 9 ayı çok rahat geçiyor, trafik sorunu yok. Ama Bodrum merkezde sokakların darlığı sebebiyle park sorunu var. Bu yüzden yaş, cinsiyet ayırd etmeden motorsiklet ve elektrikli bisiklet çok tercih ediliyor.

Daha anlatacak çok şey var… Meraklısına…

Haftaya Bodrum dosyasının 3. bölümünde görüşelim!

Sevgiyle ışıldayın…
Burcu Güngör

 

Bunları da beğenebilirsin