Mutluluk Nerede?

Herkes kendi mutluluğunun demircisidir. (Alman Atasözü)

Her öğretinin sonucunda varmak istediğimiz nokta mutlu olmak. Mutlu olma hali…

Peki nedir senin için mutluluk? Hatta şimdi al eline kalemi, hadi lütfen tanımla kendi mutluluğunu.

Bir düşün mutlu olduğun zamanları, ne yapıyorsun, neredesin, kimlerlesin, nasıl hissediyorsun, nasıl düşünüyorsun, hatırla o zamanlarını…

Başkalarının mutluluk tanımı ile yaşadığın bu ömür belli ki seni pek mutlu edemedi. Hani üzerine oturmayan bir elbise gibi ne içine sindi, ne de yerine başkası gelebildi… Şimdi yepyeni elbiseni, tam da istediğin gibisini, mutluluk elbiseni beğenmeye, hemen giyinmeye ne dersin?

Nereden başlayacağını bilemiyor olabilirsin, önce sadece başla. Bırak, kalemin düşündüklerini süzmeden yazsın, engelleme. Neden dersen, bilinç ve bilinçaltı birlikte bu işe koyulduklarında ; bilinçaltı sana önce neyi yapamayacağını sıralamaya başlıyor. Amacı, seni bildiği alanda tutmak, üzülmemen, yeniden kırılmaman için… Belki öncesinde bir kez denedin bunu yapmayı, belki hiç düşünmedin üzerinde yine denedin, olmadı. Kırıldın, yaralandın, vazgeçtin, ya sonrası… Bir kez deneyip olmadı demek, önce senin gibi eşsiz bir yaratımın Yaratıcısına büyük haksızlık. Muazzam bir sistemsin, bunu görmen için neye ihtiyacın olduğunu sorman ile işe başlamanı tavsiye ederim. Kapalı kapılarını açtığında gizlediklerin önüne bir bir çıkacaktır. Bunları senin dışında bir kişi aşamaz, yok edemez, dönüştüremez. Bir ömür böyle mi geçmeli, yoksa yeniden üzülmek de olsa sonucu, bunu göze alarak denemek midir seni olduğun yerden ilerletecek?. Cevabı çok iyi biliyorsun…

Mutluluğa giden yolun ilk adımı gerçekçi bir yaklaşım ile önce neyi kontrol edebileceğini ve neyi hayatın akışına bırakacağına karar vermektir. Hayatının birçok yerinde kararlar dizisi seni bekler. Sen burada kararı veren veya adına karar verilmesini bekleyen olabilirsin. Yani ya yönetirsin, ya yönetilir.

Yöneteceğim diyorsan, ilk olarak etki alanında olanların neler olduğuna bakmalısın. Senin bir dokunuşun, bir sözün neleri değiştirecektir. Bunu bilemeden ben yönetiyorum diyemezsin, değişimi, gelişimi de sağlayabilirim diyemezsin. Ne zaman ki; etki alanında olan şeyleri bulup, onları istediğin yönde dönüştürebilirsen, başlarsın mutluluk yolculuğunda yürümeye.

Yaşamda akışa bırakılması gereken pek çok şeyi kontrol etmeye çalışıp nasıl endişelendiğini ve asıl düzenlemen gereken birçok şeyi de akışa bırakıp sonra da pişman olan kaç kişi tanıdığını bir düşün…

Sen de bu kervana katılabilir veya tek başına da olsan bu kervandan ayrılabilirsin.

Endişe duygusu, sanki doğarken bize öğretilen bir duygu. Öyle içimize işlemiş ki, sevgimize karışmış bu duygu, ne kadar çok endişe edersek o kadar çok seviyoruzdur, önemsiyoruzdur o şeyi, kişiyi gibi…

Hayır, gerçekten hayır… Her kim bize bunu öğretti ise, her kimden bu duygu bize aktı ise, her ne şekilde bunu hayatımıza bir taahhüt olarak almış isek hepimiz, evet hepimiz artık bu duyguyu bıraksak bu güzel dünya neye benzerdi? Bir düşün, hisset. Ben bu soruyu evrene soruyor ve bırakıyorum. Sadece sevgi enerjisini seçmen tüm yaşamında nasıl bir açılım yaratırdı? Haydi sor, sadece sor ve bırak, sorulardır seni istediğin yere, istediğin duyguya ulaştıracak olan bilinç. Yıllardır cevaplar peşinde koştun, kısıtlar, kayıp korkuları, öğrenilmiş çaresizlik ve elde kalan mutsuzluk.

Şimdi mutlu olan insanların yüzüne bak, gülümsemelerinde kaybol… Yaşama hangi gözlerle baktıklarını gör. Kaybettiklerinde, yeniden başlamak için nasıl heveslendiklerini gör ve onların dünyasına at adımını.

Bırak birleşsin dünyalar, hayat bu süprizleri ile her gün seni karşılamak için her gece usulca uyuyor, her sabah ise yepyeni renkleri ile seni yine aynı heyecan ve coşku ile uyandırmaya hazırlanıyor. Bıkmadan usanmadan sana kollarını açıyor. Sen sadece hayatı al içine, o zaten senin içinde…

“Mari Camgöz”

Bunları da beğenebilirsin