Ikea Etkisi
Yaşamda mutlu olduğumuz zamanlar da var mutsuzluklarımız da. Birçok nedeni olabilecek bu duruma, etkisi olabilecek bir konuyu bugün konuşalım istedim. Mutluluklara dokunmayalım da; eğer şikayetler hızla artıyorsa bir çözüm bulmalıyız, bu durumu dönüştürmeliyiz doğru mu? Ne zaman ki bunalırız, yoruluruz, bu olumsuz durumdan hızla kurtulmak isteriz. Bir yanımız artık daha “kolay”, daha rahat bir yaşamı ister olur. Nasıl daha rahat ve kolay? diye sorduklarında ilk akla gelen yanıtlar;
“uzuuun bir tatile gideyim”, “mümkünse hiçbirşey yapmayayım”, “bunca zaman aldığım sorumluluklar yeter artık dinleneyim gezeyim tozayım” gibi gibi peşi sıra sıralanır. Buraya sizin kendi istekleriniz için de dolduracağınız bir ……..boşluğu bırakıyorum. Nasılsa serbestçe düşünüyoruz değil mi? Evet evet serbest bırakın zihninizi ki ne var ne yok sıralasın.
Tortular temizlensin ki, öze ulaşılsın. O nedenle kendinize böyle serbest atış (kimine göre de akış) zamanları yaratın, hangisi tarzınıza uygunsa, sonuçta yaşam sizin, seçimleriniz sizin.
Peki, hayatımızda istediğimiz kolaylıklar gerçekten bizi “hayal ettiğimiz kadar mutlu” edecek mi? Hadi birkaç gün iyi geldi, bir ömür sürebilecek mi? Bir zamanlar bana da bu soruyu sorduklarında kesinlikle çok çok iyi gelecek derdim, dedim de, fakat bende durum böyle olmadi. Yani kolay olan beni mutlu etmedi. Anormallik bende miydi yoksa durum mu anormaldi? İçimden geldiği gibi, kendimi iyi hissettiğim gibi yaşamaya devam ettim. Yeni işler, yeni fikirler, yenileri ürettikçe, emek verdikçe, yaptığım şeyin benim için önemine anlamına vardıkça daha da yenilendim. Çoook çalışarak çok dinlendim. Sonra bunu biraz araştırdığımda (hani bu bir kaçış mı, iyi birşey mi değil mi? yenilir mi içilir mi derken 🙂 Bunun insan için, bizler için çok da doğru, bizleri doyuran ve dengeleyen birşey olduğunu öğrendim. Yani bedenimiz, ruhumuz doğru olanı biliyor da zihin biraz yolları uzatıyor. Neyse…
Bunun bir adı da varmış IKEA ETKISI.
Bildigimiz IKEA markası değil fakat marka bu etkiden yola çıkmış. Yıllarca inandığım şuydu ki; psikoloji her yerde (Bununla ilgili de söyleyeceklerim var, bir başka yazıda 🙂 Bu etki insanın psikolojisinden yola çıkarak oluşturulmuş. Nasıl mı? Yapılan araştırmadan aktarılanı yazıma aynen aldım. Okumaya devam…
“Dan Ariely bu kavramın yaratıcılarından biridir ve the -Upside of İrrationality- adlı kitabında da kendinden örnekler vererek açıklamıştır. IKEA ETKİSİ kendi yaptığınız şeylere çok daha fazla değer verdiğinizi anlatan bir kavramdır ve düşündüğünüz zaman hayatınızın her alanında ne kadar etkili olduğunu hemen fark edebilirsiniz.”
Gerçekten de öyle değil mi, kendimizin yaptığı herşey özel ve kıymetlidir. Küçük büyük fark etmeden, maddi değeri olsa da olmasa da ona başka bir özen gösterirsiniz. El yapımı bir hediye almak sizi daha mı mutlu eder, beni eder, tasarımı özeldir, malzemesi özeldir. Emek vardır, sevgiyle, özenle bir hayalin somut hali elinizdedir. Kendinizden birşey katmışsınızdır…
Bir örnekle devam edecek olursak;
“1940’lı yıllarda Betty Crocker adında bir pasta şirketi kek yapmak için lazım olabilecek bütün malzemeleri toz haline getirip bir kutuda satmaya başlamış. Kek yapmak için kadınların tek yapması gereken karışımı suyun içine koyup fırına atmakmış.Bu kadar kolay, pratik, hızlı.
Ancak bu ürün hiç tutmamış!!!?? Firma sahipleri durumdan son derece üzgün, konuyu araştırmak üzere kaynak ayırmışlar, herşey bu kadar kolayken nasıl olur da insanlar bunu tercih etmez diye sorarlarken, yolları yine psikoloji ile kesişmiş. İnsan psikolojisi bu kadar kolay olan birşeyden mutlu olmuyor, kendinden bir katkı sunmadığında mutlu olmuyor, motive olamıyor ve o şeyi yapmak istemiyor, sonucuna ulaşılmış.
Bunun üzerine firma paket toz kek karışımından süt ve yumurtayı çıkartmış. Artık kek yapan kadınların lezzetli bir kek yapmak için, bu karışımın içine yumurta kırıp süt eklemeleri gerekiyormuş. Yapılan bu değişiklikten sonra satışlarda patlama yaşanmış.( O dönemler kekleri kadınlar yapıyorlarmış:) )
Insanlar kek yapmak için daha fazla uğraştıklarında kek yapmayı ve yaptıkları keki çok daha fazla sevmişler. ”
Kek yapmak için bile konu bu kadar önem arz ediyor ve kişinin duruma yaklaşımında fark yaratıyor ise, yaşamımız içinde de bu konunun ne kadar önemli olduğunu yeniden gözden geçirebiliriz.
Kolay olan değil de içine bizden birşeyler ekleyebildiğimizde o yaptığımız, yarattığımız gerçek anlamıyla bizim oluyor. Bu etkinin, -IKEA ETKİSİ’nin- iş hayatında uygulanması verimliliği ve motivasyonu arttıracağı kesin. Bu konuda liderlerin, yöneticilerin, çalışanların her birinin ayrı ayrı katkısı, görüşü olursa ortaya güzel bir karışım, lezzetli bir çalışma çıkacaktır. Elbette kuralların sistematiğin, sabit formların olduğu çalışma düzeni olmalı, fakat bunun yanında bunları yaşatan, anlamlı sonuçlara ulaşmasını sağlayabilen kaynağın “insan” olduğunu hatırlamak gerekiyor. İnsanın kendisinin de katkısının olduğu her iş onun işi olur, o işe bağlanır, o işin sürmesi, yaşaması için elinden geleni kendi isteği ve motivasyonu ile yapar.
Bu bir kek örneği fakat bunu çoğaltılıp çesitlendirilebiliriz. İlk başta gözüken rahat hayat, ihtiyaçların isteklerin başkaları tarafından karşılanması, kolayca elde edilen kariyer, eş, sevgili, maddiyat gibi gibi bir çok şey bir bakarsınız ki artık sizi mutlu etmiyor. Birşey eksik ama ne der bir yanınız.
Cevabi bulmak şimdi daha kolay, bu “kolay” geliştiren içinde keşfetmenin olduğu bir kolay. Öyleyse, IKEA ETKİSİ’nin bol olduğu, bizleri yenileyen, enerji veren, anlamlı bir yolculuk olsun.
Sevgi’de iyi’de kalın…
“Mari Camgöz”
